Köşe Yazısı

A+ A-

Tek adamın 15 Temmuz ruhunda, hak, hukuk, herkes yok

Paylaş
instela'da paylaş
15 Temmuz 2017 Cumartesi

15 Temmuz gecesi halen yürürlükte olan laik Cumhuriyet, anayasal parlamenter rejimimizin hukuku içinde seçilmiş, tarafsızlık yeminini etmiş Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, CNN’nin canlı yayınına telefondan katılıp, halkımızı darbe girişimine karşı sokaklara çıkıp demokrasi için direnmeye çağırması çok önemli, umut verici bir dönemeç noktasıydı.
Halkın, ülkemizde yaşanmış askeri-sivil darbeler için ağır basan dış emperyal güç odaklı desteklerin ödenecek bedellerini bile bile, oyunları bozma, ülkesine, barış içinde birlikte yaşama, Gazi Meclis’ine sahip çıkma deneyimleri, refleksleri çok güçlüydü.
Meclis’in Başkan’ın çağrısı ile açılması, tüm partilerin Ankara’da olan milletvekillerinin katılımlarıyla çalışma oturumlarının açılması da öyle. Gece yarısından, 2.30’dan sonra, üzerinde patlatılan bomba sesleri arasındaki ortak dik duruş, Gazi Meclis Ruhu’nun gereğinin eksiksiz yaşatılmasıydı...
15 Temmuz, milletin, sokaklara çıkılıp sivil demokratik direniş göstermesinin, bedel ödeyerek demokrasiye sahip çıkmasının tarihe kazınmış, kuşku kaldırmaz bir büyük zaferi...
Keşke daha o geceden, aynı saatlerde gündeme giren, kimi belki İktidarlarının 2002’de gökten zembille inercesine güçlü, yüksek oyla gelişine yol açan İktidarları iç dış ittifakları cephe ittifaklarının ruhundan kaynaklanan refleksler olmasaydı... 20Temmuz ruhunu yaratan, FETÖ’cü cephe ile iktidar ittifakının 17 Aralık’ta kesin kırılmasıyla gündeme gelen, hedef tahtasında olma ile beslenen hesaplaşmaların hak-hukuk tanımayan acımasız çatışmaları ülkeyi, rejimi, tanımaz boyutlara ulaşmasaydı..
Amerikan projesi ortaklık ittifakının kırılması, 17 Aralık kırılması süreci, Erdoğan Liderliğinde, yine İslam kimlikli, suni cemaatlerle milli görüş ittifaklarında yeni cephe arayışlarını gündeme getirmişti.

***

Tek adam, tek lidere odaklanması öngörülen, dünyada bir örneği, benzeri olmayan, adı başkanlık, ancak başkanlık rejimlerinin yasama, yürütme, yargı bağımsızlıklarını katleden otoriterleşme gereksinimi, sürpriz demokratik bir Meclis tablosunu üreten haziran seçimleriyle katlanacaktı..
Erdoğan liderliği tarafsızlık yeminini çok uç noktalarda yok sayan Meclis, AKP yönetimine doğrudan müdahalelerle sayısız koalisyon hükümeti kurulması alternatiflerini engelleyerek seçim yenilenmesini gerçekleştirmişti.
15 Temmuz FETÖ’cü darbe girişimi gecesine dönerken, bu dönemlerin deneyimleri cepheleşmelerini giderek insanlık dışı vahşete dönüşen İslam dünyası, Ortadoğu iç savaş bataklıklarının bize uzanan boyutlarını katarsak..
“15 Temmuz diktatoryal uç bir modele geçişin de fırsatı olarak kullanılmaya kalkışılmasaydı..” diye yeniden söze girsek..
“15 Temmuz, Meclis’teki ortak dik duruş, Yenikapı ruhu yaşatılsa.. Tek adam üzerinden, sivil diktatörlüğün uç örneği, haksız, hukuksuz parti devleti yaratma, 20 Temmuz projesinden, adaletin katledilmesinden geri dönüşlerle, yürürlükteki anayasal düzenin geçerli kılınacağı adımlar gündeme gelse...” arayışı ile ülkemiz için Gazi Meclis ruhunun yaşatılması, buluşması felsefesinden yola çıkmak zorunluluğu, gerçeğini görebilsek..
Yürürlükteki, geçerli anayasal rejim, hukuk devleti düzenine göre Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafsız herkesin Cumhurbaşkanı yeminindeki konumundan vazgeçmedi mi?
Sayısız haksızlık, hukuksuzlukları yok saysalar bile, geçerli referanduma konu olmuş anayasa metnine göre de sadece yeniden parti üyeliği ve başkanlığı seçimi geçerli.
AKP Başkanı olarak 15 Temmuz ruhunun ev sahibi Cumhurbaşkanlığı, 80 milyonun ev sahipliği, ruhu, Meclis temsili, siyasi partiler, demokratik temsilcilikleri, sokağın, adalet-hukuk devleti-anayasal rejimin işleyişi-demokratik ... hak arayışı savaşımlarını yok sayma hakkı olabilir mi?